kurumsal

Eğitimler

Rol Ayrıştırması ve Sorumluluk Bilinci Eğitimi

Bir iş yeri düşünün, kimsenin birbirini kontrol etme ihtiyacı olmadığı, ve herkesin 'O, zaten ne yapması gerektiğini bilir.' diye düşünerek, sadece kendi sorumluluğuna ve işdeki duruşuna konsantre olduğu bir iş. İşin akışı ve gidişi, aynı zamanda iş arkadaşlıkları ve enerjisi nasıl olur? Onlardan biri olmak isterseniz eğer, bekleriz.

Gördüğünüz an itibariyle, 'sıradışı' olduğunu bildiğiniz, öncelikli olarak sizi güzelliğiyle kendisine hayran bırakarak çeken, sonrasında da ailesine ve eşine olan sadakatiyle bilinen kuğular hakkında ne kadar bilginiz var?

Dişi kuğular, öncelikli olarak, tanıdıkları ve önceden güvendikleri eşlerini büyük bir sadakatle beklerler. Akıllarında var olan tek erkek eşleridir. Aynı zamanda da, aynı asalet, güç ve güveni, eşlerinin yokluğunu hissettirmemek adına bembeyaz yavrularına model olarak öğretirler. Her zaman gösterme ihtiyacı duymadıkları, çok güçlü ve asalet yüklü kanatları, ve ne kadar mütevaziliğinden boynu önde gibi gözükse de, sadece aynı asalete ve algıya sahip canlıların kendilerini algılamalarını isteyengizli bir özgüvenileri vardır.  

Sonra, seçilen yerde, dişi kumru bekler. Erkek kumru ise, evlerini oluşturacak malzemeyi, nerde nasıl bulacağını tespit eder ve harekete geçer. Öncelikli olarak, dişi kumrunun, varlığıyla ısıtarak beklediği alana; teket teker, herbiri, birbiriyle eşit uzunlukta var olan agaç dallarını, getirerek, yerleştirir. Dalların herbirini üst üste koyarak, ailesi için uygun gördüğü ev'ini inşa etmeye başlar. Sonra, başına tac ettiği eşini, üzerine oturturarak, var olan yumurtalarını koruması adına, bırakır. Kendisi uzaklaşarak, yem bulmaya gider.  Evine; eşine; çocuklarının annesine yemek taşır. Dişi kumru hep bilir. Eşi gelecek ve gerekeni yapacak. Kılını oynatmasına bile gerek yoktur.Tek yapması gereken şey, üzerinde kuluçkaya yattığı yerde, yumurtalarını ısıtmak, koruyup, kollamakdır. 

Bilir misiniz, kumrular tek eşli olurlar. Eşleri; hayat arkadaşları; çocuklarının annesi ve babası 'eşsiz ve özeldir'. Dolayısıyla, kendileri de, çocukları da öyledir. Kutsal, ve sıradışı. 

Gittikçe artan dünya popülasyonunda, aynı sektörde, aynı iş grubunda pek çok kişi çalıştırılmaktadır. Herbirinin, kişilik, ve becerileri gereği, çalıştığı kuruma kattığı etki ve değer çok özeldir. Seçilme nedenleri de, iş yerinde var olan ihtiyacı karşılamak üzere ortaya çıkmıştır.

Hiç, düşünebiliyor musunuz, kumru kuşlarında; dişi ve erkek kumrunun; üstüne düşeni,rolü gereği yerine getirdiği gibi bir çalışma ortamında, her hangibir sorun olabileceğini. Herkes,  'zaten' ne yapması gerektiğinin bilinci ve sorumluluğuyla hareket eder. Dolayısıyla, iş akışında, oldukça pozitif ve verimli bir denge varlığını sürdürür. Kimse, bir diğer çalışanı, ya da meslektaşını kontrol etme ihtiyacı hissetmeden hareket eder. Kişinin tek yapması gereken şey, kendi 'ünvanı' gereği, iş sorumluluğunu yerine getirmek ve üstüne düşeni yapmaktır. 

Böyle bir ortamda çalışmak ister misiniz?

Kim istemez ki? Tıpkı, kendilerine oldukça güvenen anne ve babanın, 'Biz ne yapmamız gerektiğini biliriz evladım, sen kendi hayatına, ve kendi yapman gerekenlere odaklan.' demesi gibidir. 

Bazen hayatın akışı içindeki genellemelere bakıldığında, bu mükemmel görünen durum, farklı, 'kontrol edilemeyen nedenlerden' dolayı sekteye uğrayabilir. Bu, tamamiyle 'insan' olmanın getirisidir. Bu durum, sonucu çok büyük düzeyde, olumsuz bir şekilde etkilemez. Herkesin, kendi 'istediği hayata' sorumluluklarını yerine getirerek, akıp gitmesini sağlar. Çünkü, herkes sadece kendi işi, kendi sorumluluğu ve yapması gerekenlere konsantredir. Sonrası da, özgür ve sahip olunması gereken hayattır. Bütün bunların bileşimi bir şey, zaten mükemmel bir sonucu ortaya çıkartır. Sağlıklı, özgür, prensipli, kendi içinde kendi kontrolüne sahip bir mekanizmayı sürdüren, saygılı bir duruşa sahip bir müessese, bir kurum, olatrak kendini gösterir.

  • Böyle bir kurumda sorun yaşanma ihtimali sizce ne kadardır? 
  • Bazen, istisnai bir takım durumların yarattığı denge bozulmaları dışında, çok zor gibi gözüküyor. 
  • Böyle bir yerde, çalışmak ister misiniz?
  • Bunun için, neye ihtiyacınız olduğunu biliyor musunuz? 

Öncelikli olarak, iş yerinizde gerginlikler, ve bir türlü akıp gitmeyen bir iş akışı var ise, burda, birileri sorumluluğunu yerine getirmiyor ve hep başkalarından bekliyor, demektir.

Bu tarz kişilikler; bazen kendi aileleriyle olan ilişkilerinde de, hep kendileri yerine birşeyler yapılmasını isteyen ve bekleyen insanlardır.  Bazen de, kendi ailelerinde eksik olan aile üyelerinin yerine, ya da var olan aile üyelerinin, istem dışı yerine getirmedikleri 'bireysel rol ve sorumluluğu'ndan kaynaklı olarak, 'eksik tamamlayıcısı' rolüne geçerler. Bu son derece iyi niyetli bir duruştur. Burda önemli olan, kişinin, kendi bireysel rol ayrıştırmasıyla birlikte, hayatta sahip olduğu diğer bireysel sorumluluklarını ve rollerini de unutmamasıdır. 

Gittikçe zorlaşan yaşam koşulları içinde, pek tabii ki hepimiz, bazen 'olması gerektiği gibi' hareket edebilirken, bazen de 'olması gerektiği gibi' hareket edemeyen, olabiliriz. Burda önemli olan nokta, bu durumun düzeyi, dozu ve yarattığı denge, ya da dengesizliktir. Bu durum, iş hayatını sekteye uğratmaya başlıyorsa, bu ünvana ve role uygun sorumluluk bilinci daha yüksek biri aranmaya başlanacaktır. Ve bu bir riskdir.

Bazen kurumlar, birlikte çalıştıkları elemanlarına verdikleri değerden dolayı, bu tarz konularla ilgili olarak 'rol ayrıştırması'  ve 'sorumluluk bilinci' eğitimleri aldırabilmektedirler. Her ne kadar, gittikçe artan rekabet ortamında, aynı işi yapan çok fazla insan ve rakip olsa da, insan çok kıymetlidir ve özellikle kişinin niyeti güzel ve motivasyonu da, düzelmek adına yüksek olduğunda, ikinci ve üçüncü şanslar verilebilmektedir. 

Malum insanoğlu, evrim geçirerek günümüze kadar gelmiştir. Değişim ve değişime karşı gösterilen adaptosyon, insanoğlunun en büyük kabiliyetlerinden biridir. Dolayısıyla, kurumda kazanılmaya değer bulunan çalışanlar da var ise, biz ENA Therapia Psikoterapi Merkezi olarak, hem size kendinizi hatırlatmak, hem de 'Nerde, neyi daha doğru yaparak, kendi hayatınızın sorumluluğunu, mutlu, mesüt, keyifli bir şekilde alabileceğinizi?', öğretiyoruz.

Unutmayınız ki, kendi hayatının sorumluluğunu alamayan kişi, başkalarının hayatındaki eksik parçaları tamamlayan, puzzle parçası gibidir. Kendi yoktur, başkaları ve onların ihtiyaçları vardır. Kendi ihtiyacını yok sayan kişi de, belli bir süreden sonra, ihtiyaçları karşılanmayınca hırçınlaşan çocuk gibi, gergin ve yırtıcı bir hale gelir.

Hepimizin hayatında, değer verdiği, önemsediği, kıyamadığı ve kıyamayacağı insanlar vardır. Amaç, önemsediğimiz şeyleri, önemsizleştirmek değildir. Aksine, önemsediğimiz, öncelik verdiğimiz herşey, bizi, biz yapan şeylerdir ve çok önemlidir. Burda önemli olan nokta, en az başkaları kadar değerli olduğunuzu ve en az onların bireysel sorumlulukları kadar keyifli sorumluluklara sizin de sahip olduğunuzu size gösterebilmekdir. Kendi hayatınız için de bu sorumlulukları alabileceğinizi görmek, size daha başka, güzel bir penrece açacaktır. 

Sevdiğiniz insanlarla birlikte, sizin de her türlü ihtiyacınızın, yoksayılmadan karşılandığı bir hayat, hem sizi, hem sevdiklerini; huzurlu, dingin ve mutlu edecektir. Bu durum, hem özel, hem is, hem de aile hayatınıza çok olumlu yansımalar sağlayacaktır. Her roldeki konumuzun, tıpkı tek eşli olan kumrular gibi, özel, kutsal ve tek olması, sahip olduğunzu bütün değerlere değer katacaktır. İnsanoğlu dünyaya geliş hali itibariyle  kutsal ve mucizelerle doludur. Siz bir mucizeyseniz, dünyaya geliş şeklinizle birlikte, sahip olduğunuz her rol ve sorumluluğun keyfini çıkartarak bu hayatı yaşayınız.

Eğer, siz de 'Benim bireysel, özgür ve özel alanımı tekrardan oluşturmam gerekiyor. Hayatım, ailem ve işim dahil olmak üzere, hem her biri arasında ayrıştırma yapmam lazım. Aynı zamanda, sahip olduğum ekstra sorumlulukların her birini teker teker netleştirilerek, gerçekde o sorumlulukları sahiplenmesi gereken kişilere fark ettirerek, 'sorumluluk devri' yapmam gerekiyor.' derseniz. Size, kurumunuza ve beklentinize uygun bir ENA Oyun'uyla, kendi  rolümüze ve sorumluluğumuza uygun bir şekilde, kapımızı ardına kadar, keyif ve saygıyla açarız, efendim.

ENA Therapia Psikoterapi Merkezi,

Sevgi, Saygı, Aşk, Huzur Ve Gururla Sunar;

enatherapia

  • 0212 279 22 02
  • 0212 279 22 05
  • ena@enatherapia.com
  • Levent Mahallesi, Tekirler Sokak No: 18/1, 1. Levent / İstanbul

ena therapia yeniliklerinden, haberlerinden ve hizmetlerinden haberdar olmak için e-bültene üye olun:

RANDEVU AL